Hayatın en basit görünen anlarından biri olan yemek, aslında Rabbimizin bize sunduğu büyük bir nimettir. Her lokma, insanı doyurmanın ötesinde bir şükür vesilesidir. Bu nedenle yemek duası, sadece bir gelenek değil; kalpten gelen bir teşekkür, bir teslimiyet ifadesidir. Mümin kişi, sofrasına otururken de kalkarken de “Elhamdülillah” diyerek Rabbine yönelir.
Okunuşu (Türkçe):
“Elhamdü lillâhillezî et’amenâ ve sekânâ ve cealenâ müslimîn.
Elhamdü lillâhi hamden kesîran mübâreken fîhi, ğayra mekfiyyin, ve lâ müveddein ve lâ müsteğnen anhü Rabbenâ.”
Arapçası:
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي اَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مِنَ الْمُسْلِمِين
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلَا مُوَدَّعٍ وَلَا مُسْتَغْنًى عَنْهُ رَبَّنَا
“Bize yedirip içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.
Rabbimiz olan Allah’a; eksilmeyen, karşılıksız, güzel ve bereketli bir hamd ile hamd ederiz.”
Bu dua, yalnızca doyduğumuz için değil, imanla yaşama şerefine eriştiğimiz için de şükretmemizi öğretir. Her lokmada Allah’ı anmak, nimetleri O’ndan bilmenin en sade şeklidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
- “Bize yedirip içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.”
(Tirmizî, Daavât 55; Ebû Dâvud, Et’ime 52; İbn Mâce, Et’ime 16)
Bir başka rivayette ise şöyle buyurulmuştur:
- “Bu yemeği bana yediren ve hiçbir güç ve kuvvetim olmadan bana rızık kılan Allah’a hamdolsun.”
(Ebû Dâvud, Libas 1; Tirmizî, Da’avât 55)
Bu hadisler, yemek duasının sadece bir söz değil, aynı zamanda kalpteki şükrün ifadesi olduğunu gösterir.
Arapça Yazılışı:
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى يُطْعِمُ وَلَا يُطْعَمُ وَمَنَّ عَلَيْنَا فَهَدَانَا وَاَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَكُلَّ بَلَاءٍ حَسَنٍ اَبْلَانَا. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ غَيْرَ مُوَدَّعٍ رَبِّى وَلَا مُكَافِيءٍ وَلَا مَنْكُورٍ وَلَا مُسْتَغْنًى عَنْهُ.
Okunuşu:
“Elhamdü lillâhillezî yut‘imu ve lâ yut‘am, ve menne aleyne fehedenâ, ve et‘amena ve sekânâ ve külle belâin hasenin eblânâ. Elhamdü lillâhi ğayra müvedde‘in rabbi velâ mükâfiin velâ menkûrin velâ müsteğnen anhü.”
Anlamı:
“Bizi yediren, içiren, doğru yola eriştiren ve her türlü güzelliklerle imtihan eden Rabbimize hamdolsun. Rabbimden hiçbir zaman müstağni değilim, O’na nankörlük etmem. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”
1- Şükrü hatırlatır: Dua, nimetin Allah’tan geldiğini hatırlatır.
2-Bereketi artırır: Yemeğe başlarken “Bismillah” demek ve bitirince dua etmek, rızkın bereketine vesile olur.
3-Sünnete uymaktır: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her yemeğinde dua etmiş, ümmetine de tavsiye etmiştir.
4-Kalbi yumuşatır: Dua, yemeği sadece fiziksel bir doyum olmaktan çıkarır, ruhu da doyurur.
5-Aile bağlarını güçlendirir: Sofrada topluca dua etmek, aile içinde manevî birlik oluşturur.
- Yemekten önce: “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek başlanmalıdır.
- Yemek sırasında unutulursa: Hatırlanınca “Bismillahi evvelehu ve âhirehu” denir.
- Yemekten sonra: Elhamdülillah diyerek yukarıdaki dua okunur.
Bu dualar sadece sofrada değil; içtiğimiz bir suyun ardından, bir nimet tattığımızda da okunabilir. Her an, Rabbimize hamd etmek için bir fırsattır.
Yemek duası, bir Müslümanın gündelik hayatındaki en sade ama en derin ibadetlerden biridir.
Bir lokmayı ağzına almadan önce “Bismillah” diyen, doyduktan sonra “Elhamdülillah” ile Rabbine yönelen kişi, hem dünya hem ahiret bereketine kavuşur.