İslam, insanı yalnız ibadetle değil; düşünmek, öğrenmek ve öğrendiklerini paylaşmakla da yücelten bir dindir. Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette bizlere ilim öğrenmenin önemini hatırlatır. Çünkü ilim, cehaleti giderir, kalplere nur, topluma adalet getirir.
Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“De ki: Rabbim! İlmimi artır.”
(Tâhâ Suresi, 114)
Bu ayet, insanın hiçbir zaman “yeterince biliyorum” dememesi gerektiğini öğretir. Gerçek mümin, öğrendikçe alçakgönüllü olur. Rabbine daha çok yönelir.
Bir başka ayette ise Yüce Allah şöyle buyurur:
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”
(Zümer Suresi, 9)
Bu soru, aslında bir hakikatin altını çizer: Bilgiyle yoğrulmuş bir kalp, karanlığı aydınlatan kandildir.
Ve yine Kur’an bize bildirir ki:
“Allah’tan, kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar.”
(Fâtır Suresi, 28)
Demek ki ilim, sadece bilgi toplamak değildir. İlim, insanı Allah’a saygı ve kulluk bilinciyle yoğuran bir derinliktir.
Resûlullah (s.a.v.) ilmin yüceliğini şu sözlerle ifade etmiştir:
“Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.”
(Müslim, Zikr 39)
Bu müjde, ilim yoluna çıkan her mümini umutlandırır. Çünkü ilim, sadece medreselerde değil, bir ayeti anlamaya çalışırken, bir iyilikte hikmeti ararken, bir çocuğa doğruyu öğretirken de öğrenilir.
Bir başka hadisinde ise Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.”
(Müslim, Vasiyyet 14)
Bu hadis, bize ilmin aslında bir sadaka-i câriye olduğunu gösterir. İnsan, öldükten sonra bile öğrettiği bir bilgiyle hayır kazanmaya devam eder.
Kur’an ve sünnet bize gösterir ki, ilim tek başına yeterli değildir. Asıl kıymet, ilmiyle amel eden kimselerdedir. Çünkü bilgi, amelle birleştiğinde hikmete dönüşür.
Bir âlimin sözleriyle:
“İlim, amel edilmedikçe vücutta taşınan bir yüktür.”
Bu yüzden İslam, yalnız öğrenmeyi değil; öğrendiğini yaşamayı da emreder.
Muhabbet Birlik Vakfı olarak, bizler biliyoruz ki; bir toplumun yeniden dirilmesi, ilimle mümkündür. Sadece kalpleri doyurmakla değil, zihinleri de beslemekle ümmet ayağa kalkar.
Bu nedenle hem maddî hem manevî alanda yürüttüğümüz her çalışmada, Kur’an’ın bu emrini rehber ediniyoruz:
De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır. | Tâhâ Suresi – 114
Çünkü biz inanıyoruz ki;
Bir damla ilim, bin karanlığı aydınlatır.
Ve her öğrendiğimiz hakikat, bizi biraz daha Rabbimize yaklaştırır.
İlim, müminin kaybolan hazinesidir. Nerede bulursa onu alır. Kur’an’ın ilk emri olan “Oku!”, sadece bir kelime değil, bir çağrıdır.
Rabbimiz bizleri; öğrenmeyi, öğretmeyi ve ilimle amel etmeyi nasip ettiği kullarından eylesin.