İftar, oruç ibadetinin en anlamlı anıdır. Müminin sabırla beklediği, Allah’ın rahmetiyle buluştuğu bir vakittir. Başkalarına iftar ettirmek ise hem büyük bir sevap hem de paylaşmanın en güzel şeklidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
- “Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun sevabı kadar sevap alır; oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.”
(Tirmizî, Savm, 82)
Bu hadis, iftar verdirmenin ne kadar büyük bir mükâfatı olduğuna işaret eder. İftar sofraları, kardeşliği pekiştirir, kalpleri bir araya getirir ve Allah’ın rızasını kazandırır.
Kur’an-ı Kerim’de de şöyle buyrulur:
- “Onlar, kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.”
(İnsan Suresi, 8)
Bu ayet, paylaşmanın, fedakârlığın ve kardeşliğin önemini vurgular. Mümin, iftar vererek hem kendi nefsini arındırır hem de ihtiyaç sahibine umut olur.
Kısacası, iftar ettirmek; sevabın katlandığı, kalplerin birleştiği, Allah katında çok değerli bir ibadettir.
Oruç, İslam’ın beş temel esasından biridir ve müminin hem bedenini hem de ruhunu terbiye eden en özel ibadetlerden sayılır. Oruç, yalnızca aç kalmak değil; sabrı, merhameti, Allah’a olan bağlılığı ve takvayı güçlendiren bir kulluk göstergesidir.
Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:
- “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç, size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız (takvaya erersiniz).”
(Bakara Suresi, 183)
Bu ayet, orucun insanı takvaya —yani Allah’a karşı bilinçli yaşamaya— ulaştırdığını açıkça bildirir. Oruç, sadece mideyi değil, dili, gözü, kalbi de günahlardan uzak tutmayı öğretir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de orucun faziletine dair şöyle buyurmuştur:
- “Oruç bir kalkandır. Sizden biri oruçlu olduğu gün kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Birisi kendisine söver veya sataşırsa, ‘Ben oruçluyum’ desin.”
(Buhârî, Savm, 2; Müslim, Sıyâm, 30)
Bir başka hadisinde ise:
- “Oruç tutan kimse için iki sevinç vardır: Biri iftar ettiği an, diğeri Rabbine kavuştuğunda alacağı mükâfat anıdır.”
(Buhârî, Savm, 9)
Oruç, insana sabrı, şükrü ve paylaşmayı öğretir. Aç kalan, yoksulun hâlini anlar; azla yetinmeyi ve nefsi terbiye etmeyi öğrenir.
Sonuç olarak, oruç; kulun Allah’a yaklaşmasına, günahlarının affına ve ruhunun arınmasına vesile olan büyük bir ibadettir.
Hadis-i Şerif’te, bir oruçluyu iftar ettirmenin mükâfatı belirtilerek adeta iftar vermek teşvik edilmiştir. İftar vermede öncelik ise yoksullar, yetimler, düşkünler ve esirler olmalıdır. Nitekim Allah (c.c.) Hac Suresi 28. ayette ve İnsan Suresi 8. ayette karınlarını doyurmayı ve yemek yedirmeyi tavsiye ettiği kişileri şöyle zikretmektedir:
“Artık onlardan hem kendiniz yiyin hem sıkıntı içindeki yoksulları doyurun." (Hac, 28)
“Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler." (İnsan, 8)
İftar vermek isteyen bir kimse, ister ailesine ve yakın çevresine, isterse ihtiyaç sahibi kardeşlerine kendi imkânlarıyla iftar yemeği hazırlayabilir. İster evinde misafir eder, ister bağış yoluyla bir sofranın kurulmasına vesile olur. Önemli olan, bu mübarek paylaşımın niyetinde Allah rızasının bulunmasıdır.
Muhabbet Birlik Vakfı olarak, başta Gazze olmak üzere Afrika, Asya ve Balkanlarda her yıl binlerce ihtiyaç sahibi için iftar sofraları kuruyoruz. Hayırseverlerimizin destekleriyle hazırlanan bu sofralarda, yetimler, öğrenciler, yaşlılar ve yoksul kardeşlerimiz bir araya geliyor; paylaşmanın huzuru ve kardeşliğin bereketi yaşanıyor.
Vakfımıza yapılan her iftar bağışı, uzak coğrafyalarda bir kardeşimizin yüzünde tebessüm, sofrasında bereket oluyor. Siz de bu hayra ortak olarak, Ramazan’ın ruhunu iyilikle yaşatabilir, sofralarımıza katkı sağlayabilirsiniz.
İftar yemeği bağışında bulunmak için Muhabbet Birlik Vakfı Genel Merkezimizi ziyaret edebilir, anlaşmalı bankalarımız aracılığıyla ücretsiz olarak bağışınızı yapabilir ya da resmî web sitemizdeki “Bağış Yap” sekmesi üzerinden online bağışta bulunabilirsiniz.
Ayrıca detaylı bilgi ve bağış işlemleriniz için "0553 936 46 61" numaralı hattımızdan bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bir iftar, bir sofra, bir dua…
Siz de bu bereketli zincirin bir halkası olun.