Ramazan ayının manevi atmosferini tamamlayan en önemli ibadetlerden biri fitre vermektir.
Fitre, oruç ibadetini tamamlayan, bedenin zekâtı olarak kabul edilen ve her Müslümanın gücü nispetinde vermesi gereken bir sadakadır.
Amaç yalnızca ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürmek değil; aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve kardeşliği pekiştirmektir.
Muhabbet Birlik Vakfı olarak, bağışçılarımızın fitrelerini en doğru ve en güvenilir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz.
Afrika’da, Gazze’de, Asya’da ve Türkiye’de, fitreleriniz sofralara bereket, kalplere huzur, dualara umut oluyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur:
- “Oruçlunun orucunu hatalardan arındırmak ve yoksulları doyurmak için fitre veriniz.” (Ebû Dâvûd, Zekât 18)
Fitre, maddi miktarı küçük ama manevi değeri sonsuz bir ibadettir.
Bir hurma, bir tabak yemek, bir gülümseme bile fitre hükmünde olabilir.
Sen de bu Ramazan, fitreni Muhabbet Birlik Vakfı’na bağışlayarak, ihtiyaç sahiplerinin orucunu huzurla açmasına vesile olabilirsin.
Unutma, fitre vermek sadece paylaşmak değil; Allah katında kulluk bilincini güçlendirmektir.
Bir fitre, bir gönül; bir gönül, bir dua demektir.
2026 yılı fitre alt sınırı 240 TL olarak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenmiştir. Muhabbet Birlik Vakfı'na emanet edeceğiniz fitreleriniz doğrudan talebeler ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacaktır.
Zekât ve fitre, Kur’an-ı Kerim’de (Tevbe Suresi, 60. Ayet) belirtilen sekiz sınıf insana verilebilir. Bunlar:
Fakirler: Temel ihtiyaçlarını karşılayamayan kişiler.
Miskinler: Hiçbir geliri olmayan, muhtaç durumda olanlar.
Zekât toplayan görevliler: Zekât hizmetinde çalışan kişiler.
Kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenenler: Yeni Müslüman olmuş veya İslam’a yakınlaştırılmak istenen kimseler.
Esirler: Hürriyetine kavuşması için yardıma ihtiyaç duyanlar.
Borçlular: Helal bir amaçla borçlanmış ve ödemekte zorlanan kişiler.
Allah yolunda olanlar: Dini tebliğ, eğitim, insani yardım gibi hizmetlerde bulunan kimseler.
Yolda kalmışlar (garipler): Yolculuk esnasında parasız kalmış, memleketine dönemeyen kimseler.
Zekât ve fitre, bu grupların dışındaki kimselere verilmez.
Anne, baba, eş ve çocuklara zekât verilmesi caiz değildir; ancak diğer akrabalardan muhtaç olanlara verilmesi sevap bakımından daha faziletli kabul edilir.
Evet, zekât ve fitre hayır kurumlarına verilebilir.
Ancak bu kurumların, zekâtı dinin belirlediği sınıflara uygun şekilde dağıtması gerekir.
Yani vakıf veya dernek, zekât fonlarını gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor, aracı rolüyle hizmet ediyorsa zekât ve fitre bağışları buraya verilebilir.
Bu durumda kişi, ibadetini yerine getirmiş olur; sevabı ise hem verenin hem de ulaştıran kurumun niyetine göre artar.
Muhabbet Birlik Vakfı da zekât ve fitre bağışlarını, İslâm’ın belirlediği ölçüler doğrultusunda ihtiyaç sahiplerine ulaştırmakta; her aşamada şeffaflık ve emanet bilinciyle hareket etmektedir.
Yurt dışında yaşayan veya çalışan kişi, fitresini bulunduğu ülkenin yaşam şartlarına ve gıda fiyatlarına göre vermelidir.
Çünkü fitre miktarı, kişinin yaşadığı toplumun temel gıda değerine göre belirlenir.
Ancak kişi, fitresini Türkiye’deki ihtiyaç sahiplerine göndermek isterse, bu da caizdir.
Bu durumda fitre miktarı, yaşadığı ülkenin rayicine göre hesaplanıp, Türkiye’deki muhtaçlara ulaştırılabilir.